31 Temmuz 2015 Cuma

02.14

Çok biriktirdim içimde senle ilgili şeyleri. 
Mesela nasıl bu kadar kolay girdin kanıma ya da neden bu kadar alıştırdın kendini. 
Orda bi yerlerde durmak sana göre değildi dimi geldin cöreklendin içime. Söylemek istediğim onlarca sey var, 
Ne yaptığımızın hata olduğu ne de yapamayacaklarımızın hasret kalacağı... Bambaska seyler bambaska golgeler var uzerimizde. 
Bi anlık cesaret çözecek bütün bağlarımı ama önümde duran siluet karanlik, sessiz kararsiz... 
Bazen bir bakış bile anlatacakken herşeyi söylecegimiz sözler kalbimizde kaldi demis sair, ne de guzel demis...

Bi an için kapatsak gözlerimizi bizim olmayan hayallerin kahramanı olup uçsak gökyüzüne. Belki iyi gelir bu tabansız heyecan başkalarının avuçlarına çürüyen yüreklerimize. Özgür oluruz yerden yükseklerde. Tüm ertelenmişlikleri bi avuç içine sıgdırıp savururuz gökyüzüne, bize kalır tüm hakettiklerimiz...

Beraber şarkılar söyleriz, sapsalca seylere güler, olmadık şeylere hüzünleniriz. Sen varken ben daha mutlu biri olurum sende belki bana ''bunlari söylemeye devam edersen sana asik olabilirim'' dersin. Sahi olur musun...
Keşke,
Olsan...

01:47

Çok uzun saatler bekledim,
Saçma telaşı bi yana acaba ne durumda düşüncesi yedi bitirdi içimi.
Başkasının bağından güle dokunmak dikeni haketmek değil midir
Dokundum, kanadım...

Kendime en cok kızdığım yerlerdesin
Nasıl bu kadar aciz hissedebildim nasıl böyle düştüm dizlerime bilmiyorum 
Bi selamın için uykusuz geçen geceler biriktirdim
Sabretmeyi denedim susmam gerektiğini bildim
Gelmedin...

Belki çok karmaşıktı yüreğin
Ellerin tanıyamazdı bi başkasının tenini
Belki de cesaretin sadece bir adım ötedeydi,
Atmadın, atamadın. 
Gözlerime baksan anlardin...

Sokakta kalmış gölgelerin sığınacak kaldırımları yoktur
Karanlıkta oturmuş pis bi kedinin yanaşmasını bekleniyorum.
En doğru yerde en olmadık sessizlikte, varmış gibi aslında  hiç olmamış gibi...

Sendin gizli kalan yanlarımın sihirli değnegi
Tuttup ellerimden güne kavuşturacaktın gecemi

Ama


Yanlış zamanda gelen doğru kadına uzanamadı ellerin
Bi dua gibi geldi dilinden
Amin dedim,
Duymadın...

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Ahh

Korkularının üzerine gitmelisin güven bana, dedi...

Dövülmüş parçalanmış bütün hislerine çocuk gülümsemesiyle dokundu,
Güçlü olabilmesi için akıttı gözyaşlarını, ağlarken sarıldı gözlerine.
Unuttuğu herşey vardı kokusunda, en acıyan yanlarının tanığı gibiydi, oradaydı...

Uğrunda vazgeçebileceği ne var diye düşündü, kendinden başka hiçbirşey bulamadı, olduğu kadardı. Az vakitlerin zaman kayıplarını topladı attı bi köşeye, o uyudu, sessiz nefesinde binbir rüyalarda dolandı, bütün kapıları çaldı, bir mırıltı döküldü dudaklarından uykulu, hoşgeldin saydı...

Acıttılar, çok acıttılar sessiz çığlıklarını, susmak belkide en çok ona yakıştı, yaktı...
İlk kez sessizliğini bozdu, bağırdı çağırdı eksiltilmiş hislerine, elinden alınan herşeye savurdu küfürlerini, nefesinin yetmediği yerde bir ses fısıldadı kulağına
Yanındayım, bırakmam güven bana...

................


Her güzel şeyin son bulması gibiydi,
Zamansız gelen vedalar, anlaşılmayan hisler, susturulamayan sözler
Dudağının kenarına kondurulan en huzurlu öpücüğe karşılık yapabileceği tek sey ellerine dokunmaktı, usulca öptü...
Ardına bakmadan kendinden kaçtı, baksa gidemezdi bırakma derdi, yapamadı.
Ait oldukları başkaydı onun, farklı bir müziğin en güzel notasıydı, olmazdı.
Kabullenmesi için kendisiyle kalması gerekti, düşündükçe daha da battı karanlığına acıttı bile bile canını,
Çocukken öğrenmemişler miydi başkasının oyuncağıyla oynanmaz diye.
Alırlardı, oyun bitince alır giderlerdi, kalırdın.
O ait olduğu yere gitti, 
Kaldım...

 
Canım yanıyor, kanamaz dediğim yaralarım geceden beri durmadan kanıyor
Sabah olmadı gece hiç bitmedi, susmak hiç bu kadar acı vermedi
Çaresizlik geldi oturdu yüreğinin üstüne, kırıldı kolu kanadı, sustu...

Duvarlarındaki çatlağı buldu sızdı içeri

Korkularının üzerine git güven bana dedi

Bitti...

24 Temmuz 2015 Cuma

Yitirilen

En eksik yanım
En sessiz yanım
En nefessiz yanım


Muhtaç olduğum kokun,
Hasret kaldığım bakışların
Bir gece avuçlarımdan kayıp giden hayatın...

Son kez 
Son bir kez

Kokunu, ellerini, gözlerini...

19 Temmuz 2015 Pazar

Kalan

Bir gün öleceğimizi  bile bile bu kadar anlaşılmaz yaşamanın ne anlamı var diye sordu kendisine.


Özlediği hayalini kurduğu okadar çok şey vardı ki hangisine gönül koyacağını hiçbir zaman bilemedi. Attığı adımları sayarken hep biri eksik kalıyor giden yine ömründen gidiyordu. 
Az zamanların insanı değildi hiçbirzaman olamadı ama şimdi elinde sadece tutamadığı bomboş bir hayat, katlanamadığı kişiler ve ölüm korkusu kalmıştı. 
Çürüdüğünü hissetmesi çok az zaman önceydi, belki bir Ahmet Kaya şarkısındaydı. 
Hangisiydi bilmiyor sadece oralarda biryerlerdeydi. 

Küçük sevinçleriyle çiçekler açabilen bir kız çocuğuyken ne zaman bu kadar kanar hale geldi avuçları, ne zaman bu kadar acıdı yüreği bu kadar yalnız kaldı. 
Herkesin biraz hakkı vardı bütün bunlarda, Kimi hayallerini kimi umutlarını kimi güvenini alıp gitmişti uzaklara, o dağların ardına. Her ciğersiz mahluk bir yanını söküp götürmüştü işte kendilerine can sayıp, canını alıp...

Affetmeyi öğrenmemesi için dört bi koldan çaba göstermişlerdi, yaptıkları herşey yanlarına kar kalsın diye kendilerini temizleyip gitmişlerdi, kirlettiklerinin bedelini ödemeden. 
Kırılan bir kalbi acıyan bi yüreğin hiçbir vebalini kendilerine saydırmadan verdiklerini alıp gittiler. Herkes azar azar, kucak dolusu gittiler...

Şimdilerde yine kocaman boşluklarda eskilerin yaralarıyla savaşma zamanları. Hoşçakal diyemediği her an bir bir karşısına geliyor ve kesip geçiyor. 
Sığınmaktan vazgeçeli çok oldu ya yaralarını sarmak yine ona kalıyor. 
İncinen hayatının yarasını kendi elleriyle iyileştirecek güçü bulduğu an vazgeçecek herşeyden. İşte o zaman kurtulmuş olacak bu boşluktan bu yalnızlıktan.


Bir yerlerde zeytin ağaçları rüzgarlarla sevişecek, dalgalar denizden kopup sahile kavuşacak ve bütün bu vazgeçişler bir gece ay'ın güneşle buluşmasıyla son bulacak...