12 Eylül 2015 Cumartesi

03.24

Sana hiç umut vermedim ki dedi
Hiçbirşey vaad etmedim ki

............


Senden vazgeçmem asla bırakmam ne demekti
Ahu gözlüm deyip yüzüme dokunman ne demekti
Terin tenime karışınca gözlerimizin dolması ne demekti
Uyurken dudağının kenarı gülümser gibi kıvrılırdı
Titreyen kirpiklerin ne demekti
Çocuklarımız olsun dediğindeki muzurluğun ne demekti
Kadınım dedin ne demekti
Ellerin nasıl bu kadar güzel kokabilir derdin
O anlardaki heyecanın ne demekti

............

Evet,
Umut vermedin
Hiçbirşey vaad etmedin
Sen yalancıydın
Ben inandığım kadardım...

22 Ağustos 2015 Cumartesi

00.05

Yazdığı onlarca şeyi tek hamlede sildi, 
Hepsi değersiz hepsi gereksizdi
O gece ki konuşmadan aklında kalan tek şey, 
Bir yalanın günahı oldu 
Yaktı yüreğini

.............

 
Evet yapmak zorundaydım
İyi hissetsem yanında olurdum

...............

 

13 Ağustos 2015 Perşembe

23.53

Hiç okuyamayacağını bile bile yazmaya devam etti
Ne yazdıklarını ne hissettiklerini anlamaya niyeti yoktu çünkü, 
Var olmak istediği kadardı, hakları saklıydı...

Adınla başladı çoğu yazısı sonunda uzun boşluklarla
Dua saydı, dolduramadı.
Eksik kalırdı yazsa, belki de gücendirirdi kelimeleri yersiz anlamlarıyla
Düşündükçe çıkamazdı içinden ilk heyecanların, zorlanırdı birşeyler demeye
Yerli yerinde kullanamazdı söyleyeceklerini, anlamını yitirirdi, korkardı...
Düşünsene; sana seni yazmak nasıl bir saçmalıktı, nasıl bir kendini bilmezlikti.
Ben bu değilim desen kızardı ya da ben böyle miyim ki desen alınırdı
Onun gözüyle göremezdin koyduğun mesafeleri,
Ya da son bakışının aklına nasıl kazındığını,
Son olduğunu bildiğini ve sustuğunu...


Umuutlarını yitirmeye başladı, bir heves sandı kendsini haklı çıktı
Kabullenmekte zorlandığı çoğu şey gibi hazmetmeye çalıştı, yapamadı.
Değerli sandı kendisini, sahi sandı
Çocukça hislerinin aldanmasına izin verdi, yok sayıldı
Bir ses duydu -ben seni ararım- dizleri titredi, yine kaybetti...

İçinden bir ses bekle dedi
Vazgecmedi vazgeçmez ahu gözlerinden, 
kolay değil bu kadar.
Hem o değil miydi asla vazgeçmem diyen, o değil miydi huzurla yanıbaşında uyuyan
Ellerini kokladıkça yüzünde güller açan
Oydu,
Adı duaydı...

Zaman su gibi akıp gidiyor, 
Ve yaşanmayan herşey zamanın avuçlarında eriyip gidiyor
Bu da böyle birşeydi işte 
Adınla başladı herşey, 
Sonunda uzun doldurulamayan boşluklarla...

8 Ağustos 2015 Cumartesi

19.25

Keşke olsaydın
Keşke bugün yanıbaşımda olsaydın...
Sana çok ihtiyacım var dediğin zamanlardaki ısrarınla gelebilseydin bana.
Sarılsaydın, saçlarımı sevseydin, ellerimi koklayıp gülümseseydin
Bu nasıl olur deseydin, nasıl bu kadar güzel kokabilirsin 
Ahu gözlüm deseydin, baksaydın gözlerime
Keşke olsaydın.....

Bildiğim ilk andan beri sana bu kadar muhtaç hissetmedim
Sığınmak için kendimle savaşmadım 
Yarım kaldığımı hissettiğim zamanlarım çok oldu ama bugün başkaydı
Olsaydın böyle kalmasaydım...

Anlayışlı bi kadın olmak istemiyorum 
Ne iyi nede hal bilir olmak bana göre değil bu sıralar
Nefes almam lazım, sessizce köşemde beklemek seni bana getirmeyecek
Çaresizliğim sensizlikten de değil, bugün çok incindi yüreğim
İhtiyacım olduğunda olabilseydin 
Sarılırdım 
İyi olurdum
Kanamazdı yaralarım bu kadar düşmezdim dizlerimin üstüne
Sana çok ihtiyacım vardı
Yoktun...

Olmak istediğin zamanlarda olmak istediğin kadardın
Kurulu bi hayatın sığıntısıydım, verildiği kadarla huzurlu olmam gerekti
Bir yüreğim vardı, ne hatıran sıgdı ne de hayallerin
Besleme gibi bekletildiğim o hayatına bugün çok ihtiyacım vardı
Yalanda olsan olmayacakta olsan ellerimi tutunca geçecekti,
Sarılacaktı yaralarım

Yoktun...

Keşke olsaydın....
 

4 Ağustos 2015 Salı

23.46

Günlerin sessizliği bir şarkıyla son buldu.
Hafif bir mırıltı gibi doldu kulaklarına sonra sardı tüm zihnini.
Bulanık sulara soktu, gözlerini yaktı ama hep çaldı.
Anlamsızca takıldı peşine, ses uzaklaştıkçaa koştu, koştu
O melodinin indirgenmiş haline yetişmek için 
Ayakları kanayana kadar nefesi tükenene kadar koştu...

...............


En umulmadık kazaların başlangıç anlarında insanlar herzaman ne derdi, 
Evet evet; hayatın film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerdi değil mi!
Geçti...
O kaza geldi buldu onu, can kaybına sebep olmadı ama yaşanan az zamanlarının her saniyesi geçti gözlerinin önünden.
Hissettiği huzur, kaybettiğini sandığı değer, ahu gözlüm diyen ses...
Her anı her hareketi düştü aklına can derdinden.
Rüya gibiydi rüyada gibiydi
Var olma hali yoktan var etme haliydi...

Parmakları yetişmedi zihnindeki hisleri yazmaya, beklemeye dayanamadı ertelenmiş kalbi,
O karnında kelebeklerle gecen 1 günlerin ardındaki yabancılaşmayı kaldıramadı.
Uzansa tutardı belki yaralarını ama oda istemedi,
Koskocaman bi okyanusun iki minik balığı tutunamadı birbirine,
Birinin hayali diğerine renk olmadı, büyük balık hakkını aldı
Payına düşen yalnızlıktı...

  

31 Temmuz 2015 Cuma

02.14

Çok biriktirdim içimde senle ilgili şeyleri. 
Mesela nasıl bu kadar kolay girdin kanıma ya da neden bu kadar alıştırdın kendini. 
Orda bi yerlerde durmak sana göre değildi dimi geldin cöreklendin içime. Söylemek istediğim onlarca sey var, 
Ne yaptığımızın hata olduğu ne de yapamayacaklarımızın hasret kalacağı... Bambaska seyler bambaska golgeler var uzerimizde. 
Bi anlık cesaret çözecek bütün bağlarımı ama önümde duran siluet karanlik, sessiz kararsiz... 
Bazen bir bakış bile anlatacakken herşeyi söylecegimiz sözler kalbimizde kaldi demis sair, ne de guzel demis...

Bi an için kapatsak gözlerimizi bizim olmayan hayallerin kahramanı olup uçsak gökyüzüne. Belki iyi gelir bu tabansız heyecan başkalarının avuçlarına çürüyen yüreklerimize. Özgür oluruz yerden yükseklerde. Tüm ertelenmişlikleri bi avuç içine sıgdırıp savururuz gökyüzüne, bize kalır tüm hakettiklerimiz...

Beraber şarkılar söyleriz, sapsalca seylere güler, olmadık şeylere hüzünleniriz. Sen varken ben daha mutlu biri olurum sende belki bana ''bunlari söylemeye devam edersen sana asik olabilirim'' dersin. Sahi olur musun...
Keşke,
Olsan...

01:47

Çok uzun saatler bekledim,
Saçma telaşı bi yana acaba ne durumda düşüncesi yedi bitirdi içimi.
Başkasının bağından güle dokunmak dikeni haketmek değil midir
Dokundum, kanadım...

Kendime en cok kızdığım yerlerdesin
Nasıl bu kadar aciz hissedebildim nasıl böyle düştüm dizlerime bilmiyorum 
Bi selamın için uykusuz geçen geceler biriktirdim
Sabretmeyi denedim susmam gerektiğini bildim
Gelmedin...

Belki çok karmaşıktı yüreğin
Ellerin tanıyamazdı bi başkasının tenini
Belki de cesaretin sadece bir adım ötedeydi,
Atmadın, atamadın. 
Gözlerime baksan anlardin...

Sokakta kalmış gölgelerin sığınacak kaldırımları yoktur
Karanlıkta oturmuş pis bi kedinin yanaşmasını bekleniyorum.
En doğru yerde en olmadık sessizlikte, varmış gibi aslında  hiç olmamış gibi...

Sendin gizli kalan yanlarımın sihirli değnegi
Tuttup ellerimden güne kavuşturacaktın gecemi

Ama


Yanlış zamanda gelen doğru kadına uzanamadı ellerin
Bi dua gibi geldi dilinden
Amin dedim,
Duymadın...

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Ahh

Korkularının üzerine gitmelisin güven bana, dedi...

Dövülmüş parçalanmış bütün hislerine çocuk gülümsemesiyle dokundu,
Güçlü olabilmesi için akıttı gözyaşlarını, ağlarken sarıldı gözlerine.
Unuttuğu herşey vardı kokusunda, en acıyan yanlarının tanığı gibiydi, oradaydı...

Uğrunda vazgeçebileceği ne var diye düşündü, kendinden başka hiçbirşey bulamadı, olduğu kadardı. Az vakitlerin zaman kayıplarını topladı attı bi köşeye, o uyudu, sessiz nefesinde binbir rüyalarda dolandı, bütün kapıları çaldı, bir mırıltı döküldü dudaklarından uykulu, hoşgeldin saydı...

Acıttılar, çok acıttılar sessiz çığlıklarını, susmak belkide en çok ona yakıştı, yaktı...
İlk kez sessizliğini bozdu, bağırdı çağırdı eksiltilmiş hislerine, elinden alınan herşeye savurdu küfürlerini, nefesinin yetmediği yerde bir ses fısıldadı kulağına
Yanındayım, bırakmam güven bana...

................


Her güzel şeyin son bulması gibiydi,
Zamansız gelen vedalar, anlaşılmayan hisler, susturulamayan sözler
Dudağının kenarına kondurulan en huzurlu öpücüğe karşılık yapabileceği tek sey ellerine dokunmaktı, usulca öptü...
Ardına bakmadan kendinden kaçtı, baksa gidemezdi bırakma derdi, yapamadı.
Ait oldukları başkaydı onun, farklı bir müziğin en güzel notasıydı, olmazdı.
Kabullenmesi için kendisiyle kalması gerekti, düşündükçe daha da battı karanlığına acıttı bile bile canını,
Çocukken öğrenmemişler miydi başkasının oyuncağıyla oynanmaz diye.
Alırlardı, oyun bitince alır giderlerdi, kalırdın.
O ait olduğu yere gitti, 
Kaldım...

 
Canım yanıyor, kanamaz dediğim yaralarım geceden beri durmadan kanıyor
Sabah olmadı gece hiç bitmedi, susmak hiç bu kadar acı vermedi
Çaresizlik geldi oturdu yüreğinin üstüne, kırıldı kolu kanadı, sustu...

Duvarlarındaki çatlağı buldu sızdı içeri

Korkularının üzerine git güven bana dedi

Bitti...

24 Temmuz 2015 Cuma

Yitirilen

En eksik yanım
En sessiz yanım
En nefessiz yanım


Muhtaç olduğum kokun,
Hasret kaldığım bakışların
Bir gece avuçlarımdan kayıp giden hayatın...

Son kez 
Son bir kez

Kokunu, ellerini, gözlerini...

19 Temmuz 2015 Pazar

Kalan

Bir gün öleceğimizi  bile bile bu kadar anlaşılmaz yaşamanın ne anlamı var diye sordu kendisine.


Özlediği hayalini kurduğu okadar çok şey vardı ki hangisine gönül koyacağını hiçbir zaman bilemedi. Attığı adımları sayarken hep biri eksik kalıyor giden yine ömründen gidiyordu. 
Az zamanların insanı değildi hiçbirzaman olamadı ama şimdi elinde sadece tutamadığı bomboş bir hayat, katlanamadığı kişiler ve ölüm korkusu kalmıştı. 
Çürüdüğünü hissetmesi çok az zaman önceydi, belki bir Ahmet Kaya şarkısındaydı. 
Hangisiydi bilmiyor sadece oralarda biryerlerdeydi. 

Küçük sevinçleriyle çiçekler açabilen bir kız çocuğuyken ne zaman bu kadar kanar hale geldi avuçları, ne zaman bu kadar acıdı yüreği bu kadar yalnız kaldı. 
Herkesin biraz hakkı vardı bütün bunlarda, Kimi hayallerini kimi umutlarını kimi güvenini alıp gitmişti uzaklara, o dağların ardına. Her ciğersiz mahluk bir yanını söküp götürmüştü işte kendilerine can sayıp, canını alıp...

Affetmeyi öğrenmemesi için dört bi koldan çaba göstermişlerdi, yaptıkları herşey yanlarına kar kalsın diye kendilerini temizleyip gitmişlerdi, kirlettiklerinin bedelini ödemeden. 
Kırılan bir kalbi acıyan bi yüreğin hiçbir vebalini kendilerine saydırmadan verdiklerini alıp gittiler. Herkes azar azar, kucak dolusu gittiler...

Şimdilerde yine kocaman boşluklarda eskilerin yaralarıyla savaşma zamanları. Hoşçakal diyemediği her an bir bir karşısına geliyor ve kesip geçiyor. 
Sığınmaktan vazgeçeli çok oldu ya yaralarını sarmak yine ona kalıyor. 
İncinen hayatının yarasını kendi elleriyle iyileştirecek güçü bulduğu an vazgeçecek herşeyden. İşte o zaman kurtulmuş olacak bu boşluktan bu yalnızlıktan.


Bir yerlerde zeytin ağaçları rüzgarlarla sevişecek, dalgalar denizden kopup sahile kavuşacak ve bütün bu vazgeçişler bir gece ay'ın güneşle buluşmasıyla son bulacak... 

8 Haziran 2015 Pazartesi

İz

Karam, 
Kaşı karam gözü karam bahtı karam...

Alışmaya başlamak ne kadar da acı sensizliğe. 
Yokluğun, sessizce...

Yürüdüğün yolların bastığın taşların dili olsam keşke, sen olsan izlerimde, razı olsam ezilip geçilmeye... Yağsan mesela yağmur gibi, o nefret ettiğim ıslaklığın en tatlı hali olup dökülsen saçlarıma, razı olsam süzülüp yitmene...  Ya da ağlayan bir çocuk olsan, yaklaşıp sarsam seni en güvenilir halimle, razı olsam anneni bulduğunda dönüp gitmelerine..

Vazgeçtiğim bütün hayallerimin, avucumdan kayıp giden hayatımın sessiz tanığıyım. 
Ne elden gelen bir şifa ne de sımsıkı tutunabilecek bir dal.
Karaların sana en yakıştığı yerde payıma düşen ardından bakmaktı, yaşadım... 
Her an bir şeyler bitiyor, kanayan yaralarım artık kabuk bile bağlamıyor, kapanmıyor... 
Aslında bende değiştim, bende alışmaya başladım bu paslı tadın cigerimi delip geçememesine. 
Değiştim diyorum ya, farkındayım artık, nedenleri nasılları sonuçları.
Seni her görüşümün bir yokluğun hayali olduğunu anlayabilmem için içimin kanla dolu olması gerektiğini, canımın her yanışında kara gözlerinin bir kez bile dönüp bakmayışını hatırlamam gerekti, hatırladım, unutamadım...

Korkularımın adı oldun, en lanet hallerimin sebebi.
Sen bile bilemedin bu kadar çok olduğunu bu kadar yangına dönüştüğünü.
Bir saplantı hali saplanıp kalma hali, kalbimde yüreğimin tam üstünde; yaram...

Karam, 
Kaşı karam gözü karam bahtı karam
...

31 Mayıs 2015 Pazar

Kara

Bir sabah terketti gitti içimdeki çocuk bedenimi.
Hayal kurmak nasıl artık anlamsızsa kalbimdeki masalları dinleyecek o çocuk yaşamak istemedi bu belirsiz hayatta. Dinlemedi beni vazgeçti, oda anlayamadı içine düştüğümüz bu durumu, seslendiğinde hep cevapsız kaldı çığlıkları hep yapayalnız kaldı kör gecelerimde.
Kara gözlerin umuttu belki unuttuğum hayatımdı, tutunabilmem için bir sebepti ama değildi...
Bir tek o lazımken yoktu, varken yok olmanın anlamıydı, çok ağırdı.
En yasak hallerin dile gelmiş haliydi, kaçmaya çalıştıkça hep başa dönülen o uçsuz bucaksız girdaptı, alışmanın karşılığıydı.
Belki salak gözlerimin gördüğü tanrı kıvamındaki güzellikti, gitti..

Hayatla ölüm arasındaki ince çizginin üzerinde yürüdüğümü hissediyorum.
Bir adım ileri bilmem kaç adım geri.
Bir şiirin en can akıcı yerinde yutkunmak gibi, bi ses versen sanki can verecekmiş gibi.

Nasıl bu kadar yer ettin aciz hallerimde bilmiyorum, bi tüy kadar canım olsa sana feda edecek hallere ne zaman getirdin beni. Sen değilmiydin huzur yanıbaşındaymıs diyen, beni çaresiz anlarımda ayaktaa tutan. Kara gözlerine bir kez bakabilmekti tek niyetim, uzun zamanların arasında bir çift zift karasına bakmaktı. Çok gördün...

Hiç birşey söylemediğini sandım hep, beni buna hiç hazırlamadın sandım, yanıldım.
Sevme dedin üzülürsün dedin gülümseyerek, aklımın aldığı tek şey gülümsemendi, inanmam bu kadardı...


 

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Eller Aldatır

Kırıldı...

Anlamsızca inandığı bu bitmez hikaye sonunda canını yaktı...
Acısını hissedebilmenin hazzı bile huzur vermedi içine. Güven tek kullanımlıktı, çoklu anlaşmaya vardı, kaybetti... 
Hem ilkte değildi bu son mu olacaktı, çocuk mu kandırıyordu yine... 
Yahu neyi anlatıyorum sana, size. Acıdı işte canı, hayal kırıklığının parçaları fena battı ruhuna, kanattı... Ne yanan gözlerine sözü geçti ne de boğazında nefes aldırmayan yumruya... 
Adı güvendi, tek kullanımlıktı, bitti...

11.5.15 / 22.07

17 Mart 2015 Salı

Zamanı gelince

Minik adımlarla başlayacak herşey, kişileri olayları olanları bir bir anlayıp sindirdikten sonra dökülecek bütün sözcükler. Sen kendinden bir pay arayacaksın her satırda oysaki her biri sen kokacak yazdıklarımda. Çok az kaldı. Bütün hikaye zihnimde yer bulmaya başladı, yazmak için doğru zaman ve gerçek düşüncelerin gelmesi bekleniyor. Rüyadayken yazmak haksızlık olur seni çünkü sen aklı başında anlatılmadıkça var olmuyorsun silinmiş hatıralarda...

Sabırla...

4 Mart 2015 Çarşamba

Anksiyete Halleri

Yepyeni bir hayata merhaba diyeceğim ama sizde haklısınız sürekli birşeylere merhaba diyorum.
Ne işime yarıyorsa artık ! 

Yakın zamanlarda farkettiğim ve aslında hep var olan bir durum bilgisidir bu.
İnsan kendisine alışmaya başladığı anlarda daha yakın oluyor bütün benliğine. 
Tanımak farkına varmak bir kaçışın ilk adımları oluyor.
Bilmediğiniz zamanlarda herşeyi bertaraf edebiliyorsunuz zihninizde,
önemsiz bir ayrıntıyaa takılmadan su gibi alıp giden hayatınıza devam edebiyorsunuz. Çoğu zaman dertsiz tasasız. Ama o bilmek öğrenmek farkına varmak evresine inatla ulaşmak isteyince işte orda başlıyor çekilmez dünya halleri. Sanki en büyüğü sizdeymiş gibi takılmaya başlıyorsunuz hayatın her bir ayrıntısındaki sıkıntıya. Bitmek tükenmek bilmeyen düşünceler leş gibi yapışıyor yakanıza sirklesenizde düşmüyor. 
Bende böyle bir hallerin zamanındayım şu sıralar. Kendimde olduğunu bildiğim ama sanki dış kapı mandalıymış gibi ötelediğim o salak durumla burun burunayım.
Hissettiğim bu Anksiyete durumu ilerlemekle kalmamış bisürü şeyimi eline bile geçiriş durumda. Yok yahu olur mu öyle şey demelerim bile hep bundan farkındayım ve en berbatı ise hiçbirşey yapamıyor olmam. Hadi be toparlan kuşları böcekleri düşün desemde kendime sabah 3 te uyanmalarıma bir çözüm bulamıyorum. Sadece bu bile değil devamındaki şeyler beni hayattan soğutacak düzeyde. Ahh be Allahın cezası yeryüzünde insan mı bitti de geldin beni buldun. Hali hazırda herşey zaten mükemmel değilken birde senin derdin bindi omuzlarıma.

Yaygınlaşmış Kaygı  Bozukluğu bütün hayatınızı kanser hücresi gibi ele geçiren ve sizin isteminiz dışınızda herşeye yön veren lanet bir ruh durumudur. Kaygı bazen o kadar üst seviyeye çıkar ki ölsemde kurtulsam dersiniz ama yok o zaman toprağın altında bile bu sıkıntıyı çekeceğiniz düşüncesi yer beyninizi, vazgeçersiniz. Belirli bir sebep olmasına gerek yoktur bir toz tanesi bile sizin zihnimizde bir yanardağa dönüşebilir. Patladıkça ciğerinizdeki acı arttıkça artar. Sonrası malum. Kaçışlar reddedişler alır başını gider.


Daha fazlasını yazacak kadar sağlam hissedemiyorum zihnimi. Bir kuş konsa badi parmağıma, ağlardım bir başıma gibi beyin kemirici hallerdeyim şu sıralar. 

Bu sefer ki merhabam bu gerizekalı durum bilgilendirmesineydi.
Birdahakinde görüşürüz...