Karam,
Kaşı karam gözü karam bahtı karam...
Alışmaya başlamak ne kadar da acı sensizliğe.
Yokluğun, sessizce...
Yürüdüğün yolların bastığın taşların dili olsam keşke, sen olsan izlerimde, razı olsam ezilip geçilmeye... Yağsan mesela yağmur gibi, o nefret ettiğim ıslaklığın en tatlı hali olup dökülsen saçlarıma, razı olsam süzülüp yitmene... Ya da ağlayan bir çocuk olsan, yaklaşıp sarsam seni en güvenilir halimle, razı olsam anneni bulduğunda dönüp gitmelerine..
Vazgeçtiğim bütün hayallerimin, avucumdan kayıp giden hayatımın sessiz tanığıyım.
Ne elden gelen bir şifa ne de sımsıkı tutunabilecek bir dal.
Karaların sana en yakıştığı yerde payıma düşen ardından bakmaktı, yaşadım...
Her an bir şeyler bitiyor, kanayan yaralarım artık kabuk bile bağlamıyor, kapanmıyor...
Aslında bende değiştim, bende alışmaya başladım bu paslı tadın cigerimi delip geçememesine.
Değiştim diyorum ya, farkındayım artık, nedenleri nasılları sonuçları.
Seni her görüşümün bir yokluğun hayali olduğunu anlayabilmem için içimin kanla dolu olması gerektiğini, canımın her yanışında kara gözlerinin bir kez bile dönüp bakmayışını hatırlamam gerekti, hatırladım, unutamadım...
Korkularımın adı oldun, en lanet hallerimin sebebi.
Sen bile bilemedin bu kadar çok olduğunu bu kadar yangına dönüştüğünü.
Bir saplantı hali saplanıp kalma hali, kalbimde yüreğimin tam üstünde; yaram...
Karam,
Kaşı karam gözü karam bahtı karam
...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder