Bir sabah terketti gitti içimdeki çocuk bedenimi.
Hayal kurmak nasıl artık anlamsızsa kalbimdeki masalları dinleyecek o çocuk yaşamak istemedi bu belirsiz hayatta. Dinlemedi beni vazgeçti, oda anlayamadı içine düştüğümüz bu durumu, seslendiğinde hep cevapsız kaldı çığlıkları hep yapayalnız kaldı kör gecelerimde.
Kara gözlerin umuttu belki unuttuğum hayatımdı, tutunabilmem için bir sebepti ama değildi...
Bir tek o lazımken yoktu, varken yok olmanın anlamıydı, çok ağırdı.
En yasak hallerin dile gelmiş haliydi, kaçmaya çalıştıkça hep başa dönülen o uçsuz bucaksız girdaptı, alışmanın karşılığıydı.
Belki salak gözlerimin gördüğü tanrı kıvamındaki güzellikti, gitti..
Hayatla ölüm arasındaki ince çizginin üzerinde yürüdüğümü hissediyorum.
Bir adım ileri bilmem kaç adım geri.
Bir şiirin en can akıcı yerinde yutkunmak gibi, bi ses versen sanki can verecekmiş gibi.
Nasıl bu kadar yer ettin aciz hallerimde bilmiyorum, bi tüy kadar canım olsa sana feda edecek hallere ne zaman getirdin beni. Sen değilmiydin huzur yanıbaşındaymıs diyen, beni çaresiz anlarımda ayaktaa tutan. Kara gözlerine bir kez bakabilmekti tek niyetim, uzun zamanların arasında bir çift zift karasına bakmaktı. Çok gördün...
Hiç birşey söylemediğini sandım hep, beni buna hiç hazırlamadın sandım, yanıldım.
Sevme dedin üzülürsün dedin gülümseyerek, aklımın aldığı tek şey gülümsemendi, inanmam bu kadardı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder